| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sirius

Yazılar arşiv 09.2008 Other entries in 2008-09 resimler , videolar

FOTON KUŞAĞI

 Foton Kuşağı Etkisi
Karşımıza çıkan herhangi bir sağlam bilimsel veri yok. Tüm kaynaklarda bilimsel bir kanıtın öne sürülmediğinden bahsediliyor, zira geçerli kanıtlar da yok deniliyor. Elde olan tek şey birkaç bilim adamı ve astronomun tezlerinden ve araştırmalarından ibaret. Zaten bu konu üzerinde araştırmalar yapan bilim adamları da bulundukları yerlerden uzaklaştırılmışlar. Elde olan veriler, bilinen döngünün 26.ooo yıl olduğu, bu geçişin belirtisi olan Schumann Rezonansı'nın değişimi ve Foton Kuşağı içerisinde bulunan yıldızların varlığından ibaret. Açıkça bir kanıt ortaya konulamamış. Foton Kuşağı güçlü elektromanyetik radyasyona sahiplik eden yoğun bir uzay boşluğu ve bazı x-ışınlarını da içermekte. Galaksi içerisine akan manyetik bir ışık olarak ta tanımlayabiliriz.
Edmun Halley tarafından keşfedildi
Keşif, ingiliz astronom Sir Edmund Halley'in (1656-1742) günlerinde başlayan Pleiades çalışmalarıyla başladı. Halley, bu yıldız grubundaki 3 yıldızın Yunanlılar tarafından belirtilen yıldızlar arasında bulunmadığını ortaya çıkardı. Yunan astronomlar ya da Halley yanılmış olabilir miydi? 1991 yılında yayınlanan bir makalede sunulan diagrama göre 6 yıldız; Merope, Atlas, Teygeta, Electra, Coeleno ve güneşimiz Pleiades'in bir yıldızı olan Alcyone'nin yörüngesindeler.Daha sonra Halley şu sonuca vardı: Pleiades takımı belli bir hareket sistemiyle ilerliyordu. Bu tez, Frederick Wilhelm tarafından onaylandı. Pleiades, her yüzyıl için 5.5 saniye kesin bir hareketle döngüsüne devam ediyordu.
Altı gün içinde Dünya'nın tamamen değişeceği iddia ediliyor
Foton Kuşağının merkez alanına girilmesiyle birlikte yaşanılması beklenen fiziksel ilk etkileşimler ise şu şekilde sıralanıyor yayınlanan bir çok raporda: 
1. gün: 21 Aralık 2012'de kör bölgeye giriş, tüm canlıların beden tipinin değişmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması, tam karanlık.
2. gün: Atmosfer basıncının düşmesi, herkesin kendisini şişmiş hissetmesi, Güneş'in yeterli ısıtamaması, dünya ikliminin soğuması (buzul çağı soğuğu).
3.-4. gün: Atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması, foton etkisinin başlaması, foton enerjili aygıtların çalışabilir hale geçmesi, yıldızların yeniden gökyüzünde belirmeleri.
5.-6. gün: 24 saatlik gündüz devresine giriş, kör bölgeden çıkıp ana foton kuşağına giriş, tüm canlıların güçlenip zindeleşmeleri, dünya ikliminin ısınması, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya başlaması, telepati, telekinezi gibi psişik yeteneklerin ortaya çıkışı (uyanış, süperbilinç).
Foton Kuşağı etkisine ilk kez Atlantis devrinde girildiği sanılıyor
Kuşağın başlangıç noktası, küçük bir atom parçası ve onun yörüngesinde olan bir grup elektrondan ibaret. İngiliz fizikçi Paul Adrian Maurice Dirac, her bir partikül için bir anti-partikül bulunduğunu öne sürmüştü. 1932'de Carl David Anderson bu anti-partikülü buldu ve ona "positron" adını verdi. 1956'da anti-proton ve anti-nötron keşfedildi. Bir anti-partkül şekillendiğinde, sıradan bir partiküller evreninde meydana gelir ve bu, bir elektronla buluşup çarpışmasından önce bir anlıktır. Bu çiftin toplam kütlesi "Foton" formunda enerjiye dönüşür. Bu yeni ve önceden görülmemiş bir enerji kaynağı gücü sunar. 
1961 yılında uydu kaynaklı araçlar tarafından bir foton kuşağı keşfedildi. Bu kuşağın gezegenimizden 400 ışık yılı uzakta olduğu açıklandı. Astronom Jose Comas Sola yedi yıldızlı Pleiades takımı üzerinde özel bir çalışma yaptı ve bir sistem oluşturduklarını keşfetti, ki bizim güneşimiz ve daha pek çok yıldız da bu sistemin parçalarıydılar ve her biri kendi gezegensel sistemlerine sahipti. Güneşimiz bu sistem yörüngesini 24.000 yılda tamamlıyor. Bu 24.000 yıl iki bölümde alınıyor; 10.000 yılı karanlık (ya da Galaktik Gece), 2000 yıl ise Foton Kuşağı'nın ışığında geçirildiği sanılıyor. Ve bazı bilim adamları tarafından, bulunduğumuz dönemin ışık bölgesine geçiş olduğu tahmin edilmekte. Tahmin edildiğine göre böyle bir olay dünyanın oluşumundan beri bir kez deneyimlendi ve bu tarihin de Atlantis devrine rastladığı öne sürülüyor. 
Foton Kuşağı temel olarak 3 elementi içermekte. İlki, "Null Zone" (sıfır bölgesi). Bu bölge, madde ve madde olmayan parçaların kuşağın proton parçalarını oluşturmak için çarpıştıkları bölge. Burası ayrıca Pleiades yıldız sisteminin elektromanyetik alanlarının etkisiz bırakıldığı yer. Bu süreç, bilinçlilik seviyelerimizi değiştirecek ve evren yapısına farklı bir açıdan bakmamızı sağlayacak. Diğer bölme ise foton ırmağı ile sıfır bölgesinin (null zone) iç kenarı arasında olan akım alanı. Bu bölgeye geçişle daha yüksek boyuta geçiş imkanına sahip olunacak.  
 2012'de Işık devrine geçiş yapılacağı söyleniyor
Foton Kuşağı, Dünya ile çarpışmak üzere olan yoğun bir foton(ışık parçacıkları) enerji bandı olarak rapor ediliyor. Ulaştığında 5 günlük bir karanlık, elektriksizlik, yoğun ufo inişleri, insanlık için psişik yeteneklerin ortaya çıkması, insan bedeninde oluşan değişimler (transformasyonlar) ve daha pek çok değişim beklenmekte. Şu anda karanlık dönemin sonunda olduğumuz ve bu dönemin 2012'de son bularak 2000 yıllık "ışık" devrine geçiş yapılacağı söyleniyor. Yıldız aktivasyonu güneş sistemimizin Pleiades (Alcyone yıldızı), Sirius, Arcturus, Orion ve Andromeda ile aynı sıraya dizilmesi ile başlayacak. Yaşanılacağı tahmin edilen en büyük deneyim ise, bu kuşağa girildiğinde, şu anda bulunduğumuz 3. boyuttan 5. boyuta yükseleceğimiz. Bu sıçrayış elbette ki beraberinde bir çok farklılık ve mutasyonlar getirecek. Şimdiden deneyimlediğimiz olaylar da aslında bu sıçrayışı doğrular nitelikte: ciddi iklim değişiklikleri, kıta transferleri, v.s. Ayrıca bu kuşağa girildiğinde bilinçlilik boyutlarının her birine geçiş imkanına sahip olacağımız tahmin ediliyor. Şu anda küresel bilinç değişiminin sonuçlarını da birebir deneyimliyoruz aslında. Dünyayı kasıp kavuran savaş ortamı, toplumlar arası anlaşmazlıklar, politik sürtüşmeler ve olagelen olumsuzlukların da bu geçiş döneminde, ya da "null zone"da bulunmamızdan dolayı olduğunu düşünebiliriz. 
Bütün canlılardaki değişim
Yaşadığımız bu dönem ve beklenen değişimler kutsal kitaplarda, mitolojide ve bilim adamları tarafından da ayrıntılı şekilde incelenmişti. Raporlara göre, Foton Kuşağı'na girildiğinde, gökyüzü ateş gibi gözükecek, ancak soğuk olacak. Bu değişim ve yansımalar elbette ki içine girilen kuşağın etkileriyle birlikte ortaya çıkan kimyevi değişimler ve tranformasyonların sonucunda kendilerini açığa çıkaracaklardır. Kuşağa ilk önce güneşimizin girmesi halinde ani bir karanlığın olması da söz konusu, ki bu sürenin 110 saat kadar sürmesi tahmin ediliyor. Güneşsel radyasyon ve Foton Kuşağı'nın arasındaki etkileşim gökyüzünün yıldızlarla dolu gibi gözükmesine neden olacak. Dünya bu kuşağa girdikçe tüm moleküller uyarılmış olacak ve atomlar mutasyona uğrayacaklar. Bu duruma bağlı olarak fiziksel yapılarda (insanla birlikte hayvan ve bitki aleminde de) farklılıkların meydana gelmesi bekleniyor tabii ki.   

 

RA BİLGİLERİ

RA BİLGİLERİ 1 RA adlı uzaylı dünyaya ilk kez ne zaman ve niçin geldi? Piramitleri düşünce gücüyle nasıl ve neden inşa ettiler?  Geçmişteki ve günümüzdeki uygarlıkların gelişiminde nasıl bir rol oynadılar? Evrenimizi acaba başka hangi varlıklarla paylaşıyoruz?  UFO'lar dünyamıza neden geliyorlar? Dünyamız kozmik planın hangi noktasında bulunuyor ve nasıl geleceğe hazırlanıyor?  Evrenimizde kaç boyut var? Dünya ve üzerindeki insanlar şu anda hangi boyuttalar ve önümüzdeki yirmi yıl içinde hangi boyuta geçmeye hazırlanıyorlar?  Dünya insanını nasıl bir "hasat" bekliyor? Ruhsal tekamülümüzü belirleyen prensipler nelerdir? Bir'in Yasası ve onun sapmaları nelerdir?  Her şeyi başarmamızı mümkün kılan Sonsuz Zeka ile nasıl bağlantı kurabiliriz? Şifa nasıl verilir? Madde alemi sadece bir illüzyondan mı ibarettir?  İnsan pozitif ve negatif tekamül yolunu nasıl seçer? Pozitif ve negatif uzaylı varlıklar bu seçimimizi nasıl etkilerler? Onlar dünya insanıyla niçin ilgileniyorlar? Birbirleriyle nasıl savaşıyorlar? Dünyamıza neden karantina uygulanıyor?  Bizden çok daha yüksek boyutlardan "Gezginler" neden bu son devrede kitle halinde dünyada enkarne oldular? Ra neden geri dönüyor?  RA BİLGİLERİ'ni okudukça insan, evren, dünyamızın ve insanlığın geçmişi, geleceği ve Tanrısal gerçeklerle ilgili ne kadar az şey bildiğimizi ibretle görüyoruz. Bu kitap, yaklaşık yirmi yıl süren deneysel bir telepati çalışması vasıtasıyla, bizden milyonlarca yıl ilerdeki bir uzaylı ırkla kurulan temaslar sırasında alınan olağanüstü ve çarpıcı bilgileri sözcüğü sözcüğüne sunuyor.                                             
"RA BİLGİLERİ'ni henüz bitirdim. Hayatım boyunca gördüğüm en iyi kozmik bağlantıyı yapmışsınız gerçekten.
Bu, dünyanın ihtiyaç duyduğu temas ve bilgeliğin ta kendisi. Müthiş bir yapıt !"
Dr. Andrija Puharich 
                                                                                                                                                                          Yazar     : Don Elkins, Carla Rueckert, J. A. McCarty 
Çevirmen : Rengin Özer

YAKLAŞMAKTA OLAN TESİRLER

Space 800_600 DÜNYA REALİTESİ büyük bir akış ve hız içerisinde yeni bir Din Günü’nün teessüsünde vazifedar olmak üzere koşmaktadır. Bu Din Günü, esas itibarıyla bütün bir insanlığın şuur tebeddülatıdır. Bu değişiklik, vicdanın nefse galebesiyle son bulacaktır. Herkes yarı şuurlu ve fakat idraksiz olarak bu vazifesini yerine getirmektedir. Amma, insanlıktan istenen en esaslı hususiyet, bütün bu şuur ve idrak faaliyetinin, bir arada ve topyekun olarak tebellür etmesidir.
 Müşahede edebilenler için sürekli bir tesir yaklaşmakta ve her türlü belirtisini göstermektedir. Sizler bir hareket dağılışının merkezinde bulunmaktasınız. Bu hareket dağılışı bir deklanşör gibidir. Basıldığı zaman derhal açılacak ve o anda ekrana çarpacak olanlarla bir sahne meydana gelecektir. Şunu demek istiyoruz ki, her biriniz ferda ferda kendi şuurunuzun temizliği ile meşgul olunuz. Bundan gayrisini yapmanız mümkün değildir. Sizler faaliyet gününün başladığı zamanda, ancak şuur zenginliğinize göre bir mertebenin sahibi olacaksınız. Bu şuur zenginliği, birinci planda, hissiniz ile vazifenizi birbirinden tefrik etme gücüne bağlı olacaktır. İkincisi, fikirlerinizdeki insicam ve şuur bütünlüğünüz olacaktır. Yani yaptıklarınız hakkında bir bilgiye sahip olmalısınız. Üçüncüsü, behemehal vicdanlı hareket etmek mecburiyetindesiniz. Halbuki vicdanlı hareket, bir mecburiyet değil, tabii bir akış olmalıdır. Şimdi bu Cemiyet’in içerisinde bulunan sizler, her biriniz, birbirinizden mesafelerce uzakta bulunuyorsunuz. Bu boşluk muhakkak ki, zararlı birtakım tesirler ve tefrika ile doludur. Mesafeyi ziyadesiyle açtığınız için, kollarınız birbirine kenetlenmekte de acz içerisinde kalmaktadır. Herkes kendi düşüncesi kadar bir mesahaya sahiptir. Eğer düşüncenizin kudretini fikrinizin kudretiyle besleyebilirseniz, muhakkak ki o zaman imanlı olacaksınız. Ve bu imanın doğurduğu sevgi ancak sizleri bir araya getirebilir. Birbirlerinize karşı sevgi içerisinde hareket etmeyi şiar edinmekten başka bir çıkar yolunuz yoktur. Çünkü, insanlığın en büyük hasleti, bu kategoride, birbirini sevmektir.
 Sizlerce de malumdur ki, işleriniz, sağ işler değildir. Bir iğva içerisindesiniz ki, orada kendi gölgesini takip edenden gayri bir şeye benzememektesiniz. Ancak, gölgeniz, siz yürüdüğünüz müddetçe hareket eder. Ve siz gölgenizi takipte devam ederseniz, bir zaman gelecek ki yürüyemeyeceksiniz. Bu yüzden başınızı gölgenizden kaldırıp, size dışarıdan ışık gösterenlere teveccüh ediniz. Dünyevi meşgaleleriniz, dünyevi ihtiyaç ve zaruretleriniz, sizi birtakım kısıtlamalar içerisinde bırakabilir. Bu tazyik, bu cendere, esas olarak sizleri sevkü idare etmek için kullanılan bir metottan başka bir şey değildir.
Sadıklar Planı-Celse 74,13.11.1965
SÖZLÜK :                                                                                                                                                  
teessüs: temelleşme, yerleşme, kurulma,        tebeddülat    : değişme, başkalaşma,        tebellür: billurlaşma, belirme,                       ferda ferda   : tek tek   
insicam: düzgünlük, tutarlılık                       behemehal   : doğal olarak, şühesiz      
tefrika: ayrılma, ayrılık, bozuşma, nifak      mesaha       :ölçme
şiar   : iyi, üstünlük veren işaret                teveccüh     : yönelme, doğrulma

TEKAMÜL VE YÜKSEK BENLİK

O halde tekamül nedir? Bu mekanizma içerisinde tekamülü mütalaa ettiğimiz zaman, diyebiliriz ki, tekamül : Sebep-netice yankılanmasının gitgide yükselmesidir. Yani yüksek benlikten maddesel bir yapı olan vücuda gelecek olan her empülsün, her uyaranın aslına en uygun tarzda, en az kayba uğramış olarak gelmesi ve gene en az kayba uğramış olarak dönmesi demektir. Bu, yüksek benliğin madde içerisindeki görünümüdür. Yüksek benlik, madde içerisinde ne derecede melekelerini geliştirmiş olarak tezahür ederse, siz (o derecede) mütekamil bir varlıksınız demektir. Bunun için yeryüzündeki insanın vazifesi,mümkün olduğu kadar organizmasını en iyi şartlar dahilinde kullanmak, her türlü otomatizmaya karşı bir uğraşı içerisine düşmek ve yüksek benliğinden gelen empülsü vicdan mekanizmasıyla almaktır,almaya çalışmaktır.

                                                Sadıklar Planı-Celse 158, 28.04.1972

SÖZLÜK:
mütalaa: Okuma. İrdeleme. Müzakere, etüt.
mütekamil: Olgun

BAZI DÖRTLÜKLER III

Kainat anonsunu duyun siz artık
Alemlerin ruhuna erin siz artık
O iki tesirle yoğrulup artık
Devreye şuurla hazırlanın siz artık.
 
Gözyaşınız bilgi olur akar hep
Yürekler sezgi dolu kükrer bak
Kainat ahenginde bir nota olup
O ilahi müziği besteleyin siz artık.
 
Devrenin son dilimi yaklaştı artık
İçimizdeki hasret korlaştı artık
İbrahim’in atıldığı o ateşte
Sizlerden önce bizde piştik.
                                   
                                Tayfun Özenç
                          01.01.1993, Fındıkzade

AĞIR ŞARTLARLA KARŞILAŞMA ZORUNLULUĞU

“Memleketiniz, bugün içinde bulunduğu şartların çok daha ağırlarıyla karşılaşacaktır. Buna müstahaktır. İki bakımdan müstahaktır: Birincisi, kendilerine, yani size, Ruhi Mekanizma’nın sunmuş olduğu, vermiş olduğu pek çok değişik imkânlar, çokluk heba edilmiş, kısmen de batıl hâle getirilmiştir. Yani otomatizmayı, idraksizliği ve rüyetsizliği benimsemiş, şartlı olarak yaşamayı kabul etmişsinizdir. Bu itibarla, sizin, içinde bulunduğunuz seviyenin üzerinde bir plâna intikal etmeniz için, bütün ağırlıklarınızın terki, bütün karanlık şuurunuzun aydınlığa kavuşması, küflenmiş ve köhne hâle gelmiş bilgi ve düşüncelerinizin tadili ve nihayet bir türlü kullanmak imkânını bulamadığınız vicdan ölçülerinizin ortaya çıkması zaruri olmuştur. Bu zaruret, memleketinizin bu devre içerisinde oynayacağı rol ile alâkalıdır. Görülüyor ki, hem oynayacağı rol bakımından, hem de fertlerinizin teker teker otomatik yaşayışları bakımından, her iki bakımdan da ağır şartlara, sert imtihanlara ihtiyacınız vardır.”

                                        Sadıklar Planı-Celse 135, 23.10.1970

BİRLİĞİ YAŞAMAK

Şu devrenin içinde sizlere gelenler
Yüreklere serpilipte gittikçe yeşerenler
Devrenin nasibine kulaç atın durmayın
Kelepçeli zihninizi tutsaklıktan kurtarın.
 
Estirilen rüzgarlara koyuverin ruhunuzu
Akıtılan şelaleye salıverin zihninizi
Gösterilen hedeflere koşuverin cesaretle
Oluşan hadiseler basamak olsun size.
 
Sen seninle kaynayıp tadını bulacaksın
Gelen ışık selinde kendini göreceksin
Birliği yaşamanın tadına varacaksın
Varıp ta o bütünde aslını bileceksin.
 
Sen önce kendinle barışmayı bilecek
Kendi içindeki mükemmeli görecek
Aradığın aşkı her zerrede bulacak
Geleceksin o yola samimiyet içinde.
                                                 
                                                Tayfun Özenç
                                         01.11.1992, Fındıkzade

BAZI DÖRTLÜKLER II

Gözyaşı selinde boğulun şimdiden
Vicdanın bahçesinde yeşerin şimdiden
Şuur birliğinde derilmek için
Kaldırın gövdenizi yerden şimdiden.
 
Devrenin içinde bir bütün olup
Bilginin hazzında evliya deyip
Kah eren olup, kah aşık olup
Kendinizi bilin tanıyın şimdiden.
 
Putları anlattık o zaman size
Hala yaşarsınız onlarla iç içe
Kendi içinizdeki putu kırmadan
Bilginin yükseğine ermek olur mu?
 
                                   26.04.1992, Fındıkzade

DOĞAL AFETLER VE İNSAN

"Mukaddes metinlerinizi incelediğiniz zaman görmüşsünüzdür ki, milletlerin şuurlanması ve vicdan ölçüleri ile hareket etmesi için, kendilerine peşin olarak yapılan yardımlar, umumiyetle pek az insan tarafından, yani liyakatini kendiliğinden geliştirmiş olanlar tarafından benimsenmiş ve tatbik edilmiştir. Ve kısmı azamı, çok büyük bir kısmı ise, şiddetli baskı, zorlanma, kısaca ıstıraplar içerisinde bıraktırılmıştır.
Ruhî İdare Mekanizması, sizin Rabbiniz, hepimizin mürşidi bu Mekanizma, size ıstırabı doğrudan doğruya mı ika etmektedir? Hayır. Mekanizma, tabiat kuvvetlerini harekete geçirmektedir. Dikkat ediniz, tabiat kanunlarını, kozmik kanunları harekete geçirmektedir. Veyahut hareket hâlinde, bilkuvve mevcut olan bu kanunların istikametini, tatbik sahasını dünyanız üzerinde yapmaktadır. Bu durumda, bir tarafta yağmakta olan yağmur, bir tarafta insan var. İnsan yağmur karşısında bilgisine, görgüsüne, vasıtalarına göre bir tavır alır. Ve bu yağmurun zararından ve faydasından nasibedar olur. Eğer tedbirini almış, eğer liyakatini, şuurunu geliştirmiş, vicdan ölçülerini tatbik etmiş ise, bu yağmur tümüyle hemen hemen onun için bir bereket, bir rahmettir. Yukarıdaki hususların kifayetsizliği ve noksanlığı nispetinde de, bereket olmaktan çıkıp, felâketi teşkil eder.
Bu basit misalden de anlaşılacağı üzere, insan hiç bir şekilde kendisine baskı yapılan, empoze edilen, üzerinde deneyler yapılan, ıstırabından, feryadü figanından, şaşkınlığından istifade edilen bir mahlûk asla değildir. Tabiat kanunu o sahnede cari iken, insan hür olarak onun karşısında bir vaziyet takınmak zorundadır. Çünkü, her ikisi de kuvvettir. İşte sizin ıstırabınız, harekete geçmekte olan kanunlar, kuvvetler karşısındaki aczinizin, bilgisizliğinizin, şuursuzluğunuzun, vicdan ölçülerini hakkıyla kullanamayışınızın, otomatizmanın bir neticesi olacaktır. Ve bütün bu nakıseler de sizin kendi elinizin işidir."

Sadıklar Planı-Celse 135, 23.10.1970

SÖZLÜK :
İka etmek: Yapmak, etmek           Bilkuvve: Potansiyel olarak, düşüncede
Kifayet:Yeterlilik                        Cari: Yürürlükte olan                      Nakise: Eksiklik

BAZI DÖRTLÜKLER I

O iki yoldan söküp alana
Doğruya meyilde cihat edene
Şuur aydınlığında namaz kılana
Hoşgörü haznesinden zekat verene.
 
Kelamların özünden seslendik size
Seherlerin selamından indirdik size
Gece ardından gündüzü sunduk
Istıraptan mutluluğa gideni sunduk.
                                            
                                        02.08.1991, Fındıkzade