| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sirius

Yazılar

YAŞAM KUTSALDIR

·         “Yaşam kutsaldır, yaşamın kutsiyetinden ötürü Yaratan’a şükredin, şükredin.. Ve de Evren’e, Evren’in kucağında faaliyetlerini sürdüren varlıklara teşekkür ediniz.”                                                                                                                                                                                                        ·         “Ruhsal ihtiyaçlarım ile isteklerimin örtüşmesi için evrenle uyum içinde çalışmaya hazırım.”                                                                                

                                                                                                                                                                                                                                                 Tayfun Özenç-01.08.2009

                                                             

"KORKU" YU YENMELİYİZ..

“Yeniden uyumlanma süreci içinde dünya, SEVGİ ile uyum içine girmek istemeyen varlıkların inatçı enerjileriyle karşılaşmakta ...Sevebilenler daha önce hayal bile edilmemiş derinlikte bir sevinç yaşayacaklar, korkuya bağlı olanlar ise kendilerini giderek artan ölçüde uyumsuz ve ters durumlarla karşı karşıya bulacaklar. Bunun nedeni şudur :Korktuğumuz şeyi reddederiz ve her neyi reddediyorsak onu yargılarız ve yargılanan her şey hayatın büyüsünden dışlanır, bundan dolayı o yargılanmadan kabul edilene kadar tekrar tekrar kendini sunmak zorundadır.”   

“Galaktik İnsan” kitabından

İÇSEL PAYLAŞIM

Fiziksel boyutta hepimizin birbirimizden öğrenmek zorunda olduğumuz dersler

ve de geliştirmemiz gereken varlıksal yeteneklerimiz bulunmaktadır.

Spiritüel alemlerin ve diğer fiziksel gezegenlerin varlıkları ile de aslolan ruhsal yapımız

vasıtasıyla sürekli ilişkide bulunduğumuzu hiç ama hiç unutmayarak derslerimizi başarmalıyız.                                                                                                                                                                 

 Yaşam denilen olgu;

Tek ve sonsuz yaratanın sevgisiyle beslenmiş-ışığıyla kutsanmış titreşim boyutlarında

 ilahi bir arzunun gerçekleşmesi için akıp giden ve genişleyen varlıksal faaliyetlerdir.

Yaradanın sevgi ve ışığı ile kalın, onun gücü ve huzuru ile mutlu olun.

Tayfun Özenç

15.06.2009-Bakırköy

KOŞULSUZ SEVGİ

“Evreni, evren içinde canlılığını sürdüren varlıkları ve evrenin yaratıcısını karşılıksız bir sevgi ile sevmek mecburiyetindeyiz.Bu kolayca kazanılacak bir haslet değil…Bu gezegende yaşamış-yaşamakta olan ve ruhsal açıdan en asil olarak tanımladığımız varlıklar bile bu hususta zaman zaman sürçmüşlerdir. Bu zor bir merhaledir.Zordur, çünkü ilahi arzunun yerine getirilmesi için gerekli olan temel bir ruhsal yasanın idrak edilip uygulanması faaliyetidir. Koşulsuz sevginin uygulanmasıdır.Varlığın kazanması, becermesi gereken kutsal bir haslettir. Kutsallığı karşılıksız sevginin şu tanımından ileri gelmektedir. Bir annenin yavrusunu sevdiği gibi bir sevgidir. 

Tayfun Özenç 16.06.2009

OLAYLARA YÜKLEDİĞİMİZ ANLAMLAR

İnsanın yaşamını etkileyen olaylar değil, olaylara verdiğimiz anlamlardır.Buradan şu sonucu çıkartmalıyız.“ Olaylara verdiğimiz anlamı değiştirirsek, hayatımız da değişir.”Bir örnek verecek olursak;Yanımızdan geçen tanıdığımız bir kişinin bize selam vermediği bir duruma herbirimiz farklı anlamlar yükleyerek çeşitli düşünceler üretiriz ve farklı tavırlar alırız.
  • A şahsı bu kişinin kendisine selam vermemesi karşısında “öfke” ye kapılabilir.
  • B şahsı bu olay karşısında kendisinin farkedilmeyen, değer verilmeyen biri olduğu duygusuna kapılarak üzüntü duyabilir.
  • C şahsı ise bu olaya daha farklı bir anlam yükleyerek yanından geçen kişinin dalgın ve düşünceli olabileceğini varsayarak kendisini farkedemediğini düşünerek pozitif bir tavır alabilir.
 Görülüyor ki, hayatımızı şekillendiren olaylar değil olaylara yüklediğimiz anlamlardır.                                                                                                                                                                           Mayıs 2009 

DALAİ LAMA'DAN 10 ÖNEMLİ DERS

 “Benim dinim basit. Onun için tapınaklara ve karmaşık bir filozofiye ihtiyaç yok. Kendi zihnimiz ve kendi kalbimiz bizim tapınağımızdır; filozofimiz ise sadelik ve nezaketdir. ”
Dalai Lama
Dalai Lama’dan 10 önemli ders:
1.-" Unutmayın ki büyük sevgiler, büyük başarı ve kazançlar risk içerir. ”
2.-" Kaybettiğiniz zaman sakın o konudan elde ettiğiniz dersi de kaybetmeyin.”
3.-" Hata yaptığınızı fark ettiğinizde, hemen onu düzeltmek için adım atın.”
4.-“ Her gün belli bir süreyi yalnızbaşınıza geçirin.”
5.-“ Sessizlik bazen en iyi cevaptır.”
6.-“ Bilginizi paylaşın. Ölümsüzlük kazanmanın önemli bir yolu budur.”
7.-“ Kollarınızı değişim için açın ama bu arada değerlerinizin gitmesine izin vermeyin.”
8.-“ Bazen istediğine ulaşamamak en büyük piyangodur.”
9.-“ Sevgi dolu bir yuva yaşamın en değerli kaynağıdır.”
10.-“ Dünyamıza iyi davranın.”

HEP GİZEM MEVCUT

Kaos ortamında düzen hakim !
Düzen içinde kaos mevcut !
Sistem böyle işliyor.
Bu işleyiş şekli beni ürkütüyor.
Sistemin bu şekilde işlediğini sezgilerimle anlıyorum.
Hep gizem mevcut. Sır içinde sır…
Gizem dolu bu işleyiş, zaman zaman sezgilerimin güçlenmesini tetikleyerek
beni farklı titreşim skalasına atıveriyor..
 

                                                 T.Ö

                                   4 Ekim 2008, Bakırköy

FOTON KUŞAĞI

 Foton Kuşağı Etkisi
Karşımıza çıkan herhangi bir sağlam bilimsel veri yok. Tüm kaynaklarda bilimsel bir kanıtın öne sürülmediğinden bahsediliyor, zira geçerli kanıtlar da yok deniliyor. Elde olan tek şey birkaç bilim adamı ve astronomun tezlerinden ve araştırmalarından ibaret. Zaten bu konu üzerinde araştırmalar yapan bilim adamları da bulundukları yerlerden uzaklaştırılmışlar. Elde olan veriler, bilinen döngünün 26.ooo yıl olduğu, bu geçişin belirtisi olan Schumann Rezonansı'nın değişimi ve Foton Kuşağı içerisinde bulunan yıldızların varlığından ibaret. Açıkça bir kanıt ortaya konulamamış. Foton Kuşağı güçlü elektromanyetik radyasyona sahiplik eden yoğun bir uzay boşluğu ve bazı x-ışınlarını da içermekte. Galaksi içerisine akan manyetik bir ışık olarak ta tanımlayabiliriz.
Edmun Halley tarafından keşfedildi
Keşif, ingiliz astronom Sir Edmund Halley'in (1656-1742) günlerinde başlayan Pleiades çalışmalarıyla başladı. Halley, bu yıldız grubundaki 3 yıldızın Yunanlılar tarafından belirtilen yıldızlar arasında bulunmadığını ortaya çıkardı. Yunan astronomlar ya da Halley yanılmış olabilir miydi? 1991 yılında yayınlanan bir makalede sunulan diagrama göre 6 yıldız; Merope, Atlas, Teygeta, Electra, Coeleno ve güneşimiz Pleiades'in bir yıldızı olan Alcyone'nin yörüngesindeler.Daha sonra Halley şu sonuca vardı: Pleiades takımı belli bir hareket sistemiyle ilerliyordu. Bu tez, Frederick Wilhelm tarafından onaylandı. Pleiades, her yüzyıl için 5.5 saniye kesin bir hareketle döngüsüne devam ediyordu.
Altı gün içinde Dünya'nın tamamen değişeceği iddia ediliyor
Foton Kuşağının merkez alanına girilmesiyle birlikte yaşanılması beklenen fiziksel ilk etkileşimler ise şu şekilde sıralanıyor yayınlanan bir çok raporda: 
1. gün: 21 Aralık 2012'de kör bölgeye giriş, tüm canlıların beden tipinin değişmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması, tam karanlık.
2. gün: Atmosfer basıncının düşmesi, herkesin kendisini şişmiş hissetmesi, Güneş'in yeterli ısıtamaması, dünya ikliminin soğuması (buzul çağı soğuğu).
3.-4. gün: Atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması, foton etkisinin başlaması, foton enerjili aygıtların çalışabilir hale geçmesi, yıldızların yeniden gökyüzünde belirmeleri.
5.-6. gün: 24 saatlik gündüz devresine giriş, kör bölgeden çıkıp ana foton kuşağına giriş, tüm canlıların güçlenip zindeleşmeleri, dünya ikliminin ısınması, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya başlaması, telepati, telekinezi gibi psişik yeteneklerin ortaya çıkışı (uyanış, süperbilinç).
Foton Kuşağı etkisine ilk kez Atlantis devrinde girildiği sanılıyor
Kuşağın başlangıç noktası, küçük bir atom parçası ve onun yörüngesinde olan bir grup elektrondan ibaret. İngiliz fizikçi Paul Adrian Maurice Dirac, her bir partikül için bir anti-partikül bulunduğunu öne sürmüştü. 1932'de Carl David Anderson bu anti-partikülü buldu ve ona "positron" adını verdi. 1956'da anti-proton ve anti-nötron keşfedildi. Bir anti-partkül şekillendiğinde, sıradan bir partiküller evreninde meydana gelir ve bu, bir elektronla buluşup çarpışmasından önce bir anlıktır. Bu çiftin toplam kütlesi "Foton" formunda enerjiye dönüşür. Bu yeni ve önceden görülmemiş bir enerji kaynağı gücü sunar. 
1961 yılında uydu kaynaklı araçlar tarafından bir foton kuşağı keşfedildi. Bu kuşağın gezegenimizden 400 ışık yılı uzakta olduğu açıklandı. Astronom Jose Comas Sola yedi yıldızlı Pleiades takımı üzerinde özel bir çalışma yaptı ve bir sistem oluşturduklarını keşfetti, ki bizim güneşimiz ve daha pek çok yıldız da bu sistemin parçalarıydılar ve her biri kendi gezegensel sistemlerine sahipti. Güneşimiz bu sistem yörüngesini 24.000 yılda tamamlıyor. Bu 24.000 yıl iki bölümde alınıyor; 10.000 yılı karanlık (ya da Galaktik Gece), 2000 yıl ise Foton Kuşağı'nın ışığında geçirildiği sanılıyor. Ve bazı bilim adamları tarafından, bulunduğumuz dönemin ışık bölgesine geçiş olduğu tahmin edilmekte. Tahmin edildiğine göre böyle bir olay dünyanın oluşumundan beri bir kez deneyimlendi ve bu tarihin de Atlantis devrine rastladığı öne sürülüyor. 
Foton Kuşağı temel olarak 3 elementi içermekte. İlki, "Null Zone" (sıfır bölgesi). Bu bölge, madde ve madde olmayan parçaların kuşağın proton parçalarını oluşturmak için çarpıştıkları bölge. Burası ayrıca Pleiades yıldız sisteminin elektromanyetik alanlarının etkisiz bırakıldığı yer. Bu süreç, bilinçlilik seviyelerimizi değiştirecek ve evren yapısına farklı bir açıdan bakmamızı sağlayacak. Diğer bölme ise foton ırmağı ile sıfır bölgesinin (null zone) iç kenarı arasında olan akım alanı. Bu bölgeye geçişle daha yüksek boyuta geçiş imkanına sahip olunacak.  
 2012'de Işık devrine geçiş yapılacağı söyleniyor
Foton Kuşağı, Dünya ile çarpışmak üzere olan yoğun bir foton(ışık parçacıkları) enerji bandı olarak rapor ediliyor. Ulaştığında 5 günlük bir karanlık, elektriksizlik, yoğun ufo inişleri, insanlık için psişik yeteneklerin ortaya çıkması, insan bedeninde oluşan değişimler (transformasyonlar) ve daha pek çok değişim beklenmekte. Şu anda karanlık dönemin sonunda olduğumuz ve bu dönemin 2012'de son bularak 2000 yıllık "ışık" devrine geçiş yapılacağı söyleniyor. Yıldız aktivasyonu güneş sistemimizin Pleiades (Alcyone yıldızı), Sirius, Arcturus, Orion ve Andromeda ile aynı sıraya dizilmesi ile başlayacak. Yaşanılacağı tahmin edilen en büyük deneyim ise, bu kuşağa girildiğinde, şu anda bulunduğumuz 3. boyuttan 5. boyuta yükseleceğimiz. Bu sıçrayış elbette ki beraberinde bir çok farklılık ve mutasyonlar getirecek. Şimdiden deneyimlediğimiz olaylar da aslında bu sıçrayışı doğrular nitelikte: ciddi iklim değişiklikleri, kıta transferleri, v.s. Ayrıca bu kuşağa girildiğinde bilinçlilik boyutlarının her birine geçiş imkanına sahip olacağımız tahmin ediliyor. Şu anda küresel bilinç değişiminin sonuçlarını da birebir deneyimliyoruz aslında. Dünyayı kasıp kavuran savaş ortamı, toplumlar arası anlaşmazlıklar, politik sürtüşmeler ve olagelen olumsuzlukların da bu geçiş döneminde, ya da "null zone"da bulunmamızdan dolayı olduğunu düşünebiliriz. 
Bütün canlılardaki değişim
Yaşadığımız bu dönem ve beklenen değişimler kutsal kitaplarda, mitolojide ve bilim adamları tarafından da ayrıntılı şekilde incelenmişti. Raporlara göre, Foton Kuşağı'na girildiğinde, gökyüzü ateş gibi gözükecek, ancak soğuk olacak. Bu değişim ve yansımalar elbette ki içine girilen kuşağın etkileriyle birlikte ortaya çıkan kimyevi değişimler ve tranformasyonların sonucunda kendilerini açığa çıkaracaklardır. Kuşağa ilk önce güneşimizin girmesi halinde ani bir karanlığın olması da söz konusu, ki bu sürenin 110 saat kadar sürmesi tahmin ediliyor. Güneşsel radyasyon ve Foton Kuşağı'nın arasındaki etkileşim gökyüzünün yıldızlarla dolu gibi gözükmesine neden olacak. Dünya bu kuşağa girdikçe tüm moleküller uyarılmış olacak ve atomlar mutasyona uğrayacaklar. Bu duruma bağlı olarak fiziksel yapılarda (insanla birlikte hayvan ve bitki aleminde de) farklılıkların meydana gelmesi bekleniyor tabii ki.   

 

RA BİLGİLERİ

RA BİLGİLERİ 1 RA adlı uzaylı dünyaya ilk kez ne zaman ve niçin geldi? Piramitleri düşünce gücüyle nasıl ve neden inşa ettiler?  Geçmişteki ve günümüzdeki uygarlıkların gelişiminde nasıl bir rol oynadılar? Evrenimizi acaba başka hangi varlıklarla paylaşıyoruz?  UFO'lar dünyamıza neden geliyorlar? Dünyamız kozmik planın hangi noktasında bulunuyor ve nasıl geleceğe hazırlanıyor?  Evrenimizde kaç boyut var? Dünya ve üzerindeki insanlar şu anda hangi boyuttalar ve önümüzdeki yirmi yıl içinde hangi boyuta geçmeye hazırlanıyorlar?  Dünya insanını nasıl bir "hasat" bekliyor? Ruhsal tekamülümüzü belirleyen prensipler nelerdir? Bir'in Yasası ve onun sapmaları nelerdir?  Her şeyi başarmamızı mümkün kılan Sonsuz Zeka ile nasıl bağlantı kurabiliriz? Şifa nasıl verilir? Madde alemi sadece bir illüzyondan mı ibarettir?  İnsan pozitif ve negatif tekamül yolunu nasıl seçer? Pozitif ve negatif uzaylı varlıklar bu seçimimizi nasıl etkilerler? Onlar dünya insanıyla niçin ilgileniyorlar? Birbirleriyle nasıl savaşıyorlar? Dünyamıza neden karantina uygulanıyor?  Bizden çok daha yüksek boyutlardan "Gezginler" neden bu son devrede kitle halinde dünyada enkarne oldular? Ra neden geri dönüyor?  RA BİLGİLERİ'ni okudukça insan, evren, dünyamızın ve insanlığın geçmişi, geleceği ve Tanrısal gerçeklerle ilgili ne kadar az şey bildiğimizi ibretle görüyoruz. Bu kitap, yaklaşık yirmi yıl süren deneysel bir telepati çalışması vasıtasıyla, bizden milyonlarca yıl ilerdeki bir uzaylı ırkla kurulan temaslar sırasında alınan olağanüstü ve çarpıcı bilgileri sözcüğü sözcüğüne sunuyor.                                             
"RA BİLGİLERİ'ni henüz bitirdim. Hayatım boyunca gördüğüm en iyi kozmik bağlantıyı yapmışsınız gerçekten.
Bu, dünyanın ihtiyaç duyduğu temas ve bilgeliğin ta kendisi. Müthiş bir yapıt !"
Dr. Andrija Puharich 
                                                                                                                                                                          Yazar     : Don Elkins, Carla Rueckert, J. A. McCarty 
Çevirmen : Rengin Özer

YAKLAŞMAKTA OLAN TESİRLER

Space 800_600 DÜNYA REALİTESİ büyük bir akış ve hız içerisinde yeni bir Din Günü’nün teessüsünde vazifedar olmak üzere koşmaktadır. Bu Din Günü, esas itibarıyla bütün bir insanlığın şuur tebeddülatıdır. Bu değişiklik, vicdanın nefse galebesiyle son bulacaktır. Herkes yarı şuurlu ve fakat idraksiz olarak bu vazifesini yerine getirmektedir. Amma, insanlıktan istenen en esaslı hususiyet, bütün bu şuur ve idrak faaliyetinin, bir arada ve topyekun olarak tebellür etmesidir.
 Müşahede edebilenler için sürekli bir tesir yaklaşmakta ve her türlü belirtisini göstermektedir. Sizler bir hareket dağılışının merkezinde bulunmaktasınız. Bu hareket dağılışı bir deklanşör gibidir. Basıldığı zaman derhal açılacak ve o anda ekrana çarpacak olanlarla bir sahne meydana gelecektir. Şunu demek istiyoruz ki, her biriniz ferda ferda kendi şuurunuzun temizliği ile meşgul olunuz. Bundan gayrisini yapmanız mümkün değildir. Sizler faaliyet gününün başladığı zamanda, ancak şuur zenginliğinize göre bir mertebenin sahibi olacaksınız. Bu şuur zenginliği, birinci planda, hissiniz ile vazifenizi birbirinden tefrik etme gücüne bağlı olacaktır. İkincisi, fikirlerinizdeki insicam ve şuur bütünlüğünüz olacaktır. Yani yaptıklarınız hakkında bir bilgiye sahip olmalısınız. Üçüncüsü, behemehal vicdanlı hareket etmek mecburiyetindesiniz. Halbuki vicdanlı hareket, bir mecburiyet değil, tabii bir akış olmalıdır. Şimdi bu Cemiyet’in içerisinde bulunan sizler, her biriniz, birbirinizden mesafelerce uzakta bulunuyorsunuz. Bu boşluk muhakkak ki, zararlı birtakım tesirler ve tefrika ile doludur. Mesafeyi ziyadesiyle açtığınız için, kollarınız birbirine kenetlenmekte de acz içerisinde kalmaktadır. Herkes kendi düşüncesi kadar bir mesahaya sahiptir. Eğer düşüncenizin kudretini fikrinizin kudretiyle besleyebilirseniz, muhakkak ki o zaman imanlı olacaksınız. Ve bu imanın doğurduğu sevgi ancak sizleri bir araya getirebilir. Birbirlerinize karşı sevgi içerisinde hareket etmeyi şiar edinmekten başka bir çıkar yolunuz yoktur. Çünkü, insanlığın en büyük hasleti, bu kategoride, birbirini sevmektir.
 Sizlerce de malumdur ki, işleriniz, sağ işler değildir. Bir iğva içerisindesiniz ki, orada kendi gölgesini takip edenden gayri bir şeye benzememektesiniz. Ancak, gölgeniz, siz yürüdüğünüz müddetçe hareket eder. Ve siz gölgenizi takipte devam ederseniz, bir zaman gelecek ki yürüyemeyeceksiniz. Bu yüzden başınızı gölgenizden kaldırıp, size dışarıdan ışık gösterenlere teveccüh ediniz. Dünyevi meşgaleleriniz, dünyevi ihtiyaç ve zaruretleriniz, sizi birtakım kısıtlamalar içerisinde bırakabilir. Bu tazyik, bu cendere, esas olarak sizleri sevkü idare etmek için kullanılan bir metottan başka bir şey değildir.
Sadıklar Planı-Celse 74,13.11.1965
SÖZLÜK :                                                                                                                                                  
teessüs: temelleşme, yerleşme, kurulma,        tebeddülat    : değişme, başkalaşma,        tebellür: billurlaşma, belirme,                       ferda ferda   : tek tek   
insicam: düzgünlük, tutarlılık                       behemehal   : doğal olarak, şühesiz      
tefrika: ayrılma, ayrılık, bozuşma, nifak      mesaha       :ölçme
şiar   : iyi, üstünlük veren işaret                teveccüh     : yönelme, doğrulma